Dil Öğrenenler İçin Yaygın Bir Zorluk
Yeni bir dil öğreniyorsanız muhtemelen şu durumu yaşamışsınızdır: Yeni bir kelime öğrenirsiniz, onu anladığınızdan emin olursunuz; sonra aynı kelimeyle bambaşka bir bağlamda karşılaşırsınız ve yaptığınız çeviri hiçbir anlam ifade etmez.
Dil sanki özellikle kafanızı karıştırmaya çalışıyormuş gibi hissettirse de bu olgu tamamen doğaldır. Dilbilimde buna çok anlamlılık denir (Yunanca "çok" anlamındaki poly- ve "işaret" anlamındaki sēma sözcüklerinden).
Çok anlamlılığı anlamak, dil öğrenenler için bir dönüm noktasıdır. Bu, tek tek kelime listelerini ezberlemekten çıkıp bir dilin fikirleri nasıl birbirine bağladığını gerçekten anlamaya başladığınız andır.
İnsan Zihninin Verimliliği
Bilişsel açıdan bakıldığında insan beyni son derece verimlidir. Dünyadaki her bir nesne, kavram, duygu veya eylem için tamamen benzersiz bir kelime icat etmek zorunda kalsaydık ortaya çıkacak zihinsel yükü ve sözlüklerimizin boyutunu düşünün.
İnsanlar bu sorunu çözmek için bilişsel metaforlara başvurur. Sıfırdan yeni bir kelime yaratmak yerine mevcut bir kelimeyi alır, anlamını mantıksal olarak ilişkili yeni bir kavramı kapsayacak şekilde genişletiriz.
Çok Anlamlılık ve Eş Adlılık: Kritik Bir Ayrım
Belirli örneklere geçmeden önce kısa bir bilimsel ayrım yapmak faydalı olacaktır. Aynı yazılışa sahip her kelime arasında mantıklı bir bağlantı yoktur.
-
Eş adlılık: Tarihsel bir tesadüf sonucu iki kelime aynı göründüğünde veya aynı duyulduğunda, ancak aralarında mantıksal bir ilişki bulunmadığında ortaya çıkar. Örneğin İngilizcede "bat" (uçan memeli) ile "bat" (beyzbolda kullanılan tahta ekipman) eş adlıdır. Hayvanı sporla ilişkilendiren gizli bir mantık yoktur.
-
Çok anlamlılık: Tek bir kelimenin mantıksal ve tarihsel olarak bağlantılı birden fazla anlama sahip olmasıdır. Her zaman bir "kök" anlam vardır ve ikincil anlamlar zaman içinde ondan türemiştir.
İngilizcede Çok Anlamlılığı Keşfetmek
Bunun nasıl işlediğini göstermek için özellikle İngilizceden birkaç klasik örneğe bakalım. (Not: Bu makaleyi farklı bir dilde okuyor olsanız bile, İngilizcenin bu kavramları nasıl ele aldığını gözlemlemek insan zihninin işleyişini mükemmel biçimde gösterir!)
1. İngilizcedeki "Head" kelimesi (Fizikselden Soyuta)
-
Kök: İnsan boynunun üstündeki fiziksel vücut parçası.
-
Dallar: Fiziksel baş, bedenin üst kısmında yer aldığı ve beyni barındırdığı için İngilizce konuşanlar bu kavramı mecazi olarak kullanmıştır. Bugün bir departmanı yöneten kişi "head of the department" olarak adlandırılır. Bir belgenin üst bölümü ise "head of the page" olabilir.
2. İngilizcedeki "Board" kelimesi (Tarihsel Evrim)
-
Kök: Düz bir tahta parçası.
-
Dallar: Yüzyıllar önce yemek masası çoğu zaman sadece uzun bir tahta levhaydı. Zamanla tahtayı ifade eden kelime masayı ifade eder hâle geldi. O masada servis edilen günlük yemekler de "board" olarak bilinmeye başladı; örneğin "room and board" ifadesinde olduğu gibi. Ayrıca iş konuşmak için bir masanın etrafında oturan karar vericiler grubu da "board of directors" olarak adlandırıldı.
3. İngilizcedeki "Mouse" kelimesi (Biçimden Teknolojiye)
-
Kök: Uzun kuyruklu küçük bir kemirgen.
-
Dallar: On yıllar önce mühendisler bilgisayar ekranlarında gezinmek için kablolu küçük bir cihaz icat ettiğinde, onun hayvana fiziksel benzerliğini fark ettiler ve cihaza basitçe "mouse" adını verdiler. Fiziksel benzerlik, kesintisiz bir anlamsal köprü kurdu.
Gündelik Gerçeklik (ve Aşırı Uç Bir Şekil Değiştirici)
İngilizcede yaygın bir kelimenin genellikle yaklaşık üç ila beş farklı anlamı vardır. Ancak dilbilim bize büyüleyici bir kural gösterir: Bir kelime ne kadar sık kullanılırsa zaman içinde o kadar çok anlam biriktirme eğilimindedir. Çoğu kelime tek haneli sayılarda kalırken bazı uç örnekler vardır. Eğlenceli bir dilbilim bilgisi isterseniz İngilizcedeki "to run" fiiline bakmanız yeterli. Oxford English Dictionary'ye göre bu üç harfli tek kelime 600'den fazla farklı anlam biriktirmiştir! İngilizcede maraton koşmak için run, bir işletme yürütmek için run kullanılabilir; bir makine run edebilir, renkler yıkamada run edebilir ve zaman run out olabilir.
En Güçlü Hızlandırıcı: Sıklığa Odaklanmak
Bir kelimenin ortalama 4 anlamı, zorlayıcı şekilde 12 anlamı ya da uç örneklerde yüzlerce anlamı olsun, uzun bir sözlük maddesine bakmak anında paniğe yol açabilir. Bütün bunları nasıl öğrenmeniz bekleniyor?
Kısa cevap şu: Hepsini öğrenmeniz gerekmiyor. Bu da bizi dil edinimindeki en güçlü hızlandırıcılardan birine getiriyor: sıklığa odaklanmak.
Çok anlamlı bir kelimeyle karşılaştığınızda hedefiniz asla arkaik veya nadir tanımların eksiksiz bir listesini ezberlemek olmamalıdır. İşin sırrı, önce kelimenin en sık kullanılan, modern anlamını öğrenmektir. Ana dili konuşanların bugün kelimeyi öncelikle nasıl kullandığını anladığınızda, beyniniz ikincil anlamları bağlam üzerinden doğal olarak çıkaracaktır.
Vocafy sözlüğü tam da bu noktada en güçlü öğrenme yardımcınız olarak devreye girer: Kelime bilgisini gerçek dünyadaki kullanım sıklığına göre sıralamak üzere tasarlanmıştır. Daha da önemlisi, belirli bir kelimeye baktığınızda onun birden fazla anlamı da en yaygın olandan en az yaygın olana doğru önceliklendirilir. Böylece iletişim kurmak için aslında ihtiyaç duyduğunuz şey modern ve gündelik bir anlamken, 19. yüzyıla ait bir tanımla asla zaman kaybetmezsiniz.
Sırada Ne Var?
Bu serinin 2. Bölümünde, çok anlamlılığın Arapçadan Japoncaya ve Rusçaya kadar tamamen farklı dil ailelerini nasıl şekillendirdiğini görmek için dünya çapında bir tura çıkacağız; ayrıca bu bilgiden yararlanarak bu dillerde nasıl ustalaşabileceğinizi inceleyeceğiz.