Bir kelimeyi bilmek, anlamını bilmekten fazlasıdır
Öğrenenler bir kelimeyi bildiklerini söylediklerinde, genellikle onu tanıyabildiklerini ve yaklaşık olarak ne anlama geldiğini anlayabildiklerini kasteder.
Bu, kelime bilgisinin önemli bir parçasıdır; ama yalnızca bir parçasıdır.
Örneğin commitment kelimesini düşünün. Gördüğünüzde temel anlamını biliyor olabilirsiniz. Ancak onu güvenle kullanmak çok daha fazlasını gerektirebilir. Nasıl telaffuz edildiğini, dil bilgisel olarak nasıl davrandığını, çevresinde hangi kelimelerin sık göründüğünü ve hangi anlamların hangi durumlara uyduğunu da bilmeniz gerekebilir.
Örneğin bir çeviriyi bilmek, insanların normalde şunlardan hangisini söylediğini size otomatik olarak göstermez:
- make a commitment
- take a commitment
- do a commitment
Doğal İngilizcede normal olan yalnızca ilkidir.
Bu nedenle kelime bilgisi, yabancı dildeki bir kelime ile bir tanım arasındaki bağlantıdan daha fazlasını içerir. Zamanla öğrenenler bir kelimenin etrafında daha zengin bir bilgi ağı kurar: biçimi, anlamı, telaffuzu, dil bilgisi, tipik birleşimleri ve normalde kullanıldığı durumlar.
Bir kelimenin yararlı hale gelmesi için bunların hepsinde ustalaşmanız gerekmez. Ancak bir kelimenin ne anlama geldiğini bilmenin, onu kullanmaya hazır olmakla neden aynı şey olmadığını açıklar.
Tanıma ve hatırlama farklı süreçlerdir
Kelime bilgisinin tutarsız hissettirmesinin bir nedeni, dili anlamanın ve üretmenin hafızadan farklı şeyler istemesidir.
appointment kelimesini okuduğunuzda, kelimenin kendisi zaten önünüzdedir. Göreviniz çoğunlukla bu biçimi anlamıyla bağdaştırmaktır.
Konuşurken yarın bir randevunuz olduğunu söylemek istediğinizde ise durum tersine döner. Anlam aklınızdadır; ama bu kez kelimeyi kendiniz bulup çıkarmanız gerekir.
Bu ek adım önemlidir.
Öğrenenlerin anlayabildiği kelime dağarcığının, kolayca üretebildiği kelime dağarcığından çoğu zaman çok daha geniş olmasının nedeni budur. Bir kelime metinde göründüğünde tamamen tanıdık gelebilir, fakat ipucu olmadan hatırlanması zor kalabilir.
Bu, kelimenin mutlaka “bilinen” ya da “bilinmeyen” olduğu anlamına gelmez. Bilginizin bazı parçalarının diğerlerinden daha güçlü olduğu anlamına gelir.
Bu ayrım bazen alıcı ve üretici kelime bilgisi olarak açıklanır. Bu terimler yararlıdır; ancak iki tamamen ayrı kutu gibi görülmemelidir. Kelime bilgisi genellikle bundan daha kademelidir.
Bir kelimeyi bazı bağlamlarda anlayabilir, bazılarında zorlanabilir, yavaş hatırlayabilir ya da yalnızca tanıdık bir ifade içinde kullanabilirsiniz. Bunların hepsi gelişen bilginin aşamaları olabilir.
Tekrarlı karşılaşmalar aşinalık oluşturur
Kelimeler tek bir karşılaşmadan sonra nadiren tamamen kullanılabilir hale gelir.
Sıra dışı bir kelimeyi bir kez gördükten sonra hatırlayabilirsiniz; ancak kelime bilgisinin çoğu tekrarlı maruz kalmayla gelişir. Her karşılaşma bir şey ekleyebilir: daha net bir anlam, yeni bir dil bilgisi kalıbı, farklı bir telaffuz ya da kelimenin nasıl kullanıldığına dair başka bir örnek.
Kapsamlı okuma ve dinlemenin değerli olabilmesinin nedenlerinden biri budur. Bir kelime anlamlı bağlamlarda tekrar tekrar göründüğünde, yavaş yavaş daha az yabancı gelir.
Ancak aşinalığın sınırları vardır.
Aynı kelimeyi birçok kez görmek, onu tanımayı kolaylaştırabilir; ama hatırlamayı mutlaka kolaylaştırmayabilir. Öğrenenler bunu okurken sık yaşar: Kelime sayfada çok açık görünür, fakat kendileri üretmeye çalıştığında kaybolur.
Bu nedenle maruz kalma ve pratik birbirine rakip yaklaşımlar değildir. Sadece farklı türde işler yaparlar.
Okuma ve dinleme, aşinalık oluşturmaya ve anlayışı derinleştirmeye yardımcı olabilir. Dili hafızadan geri çağırmanızı gerektiren etkinlikler ise sürecin başka bir parçasını güçlendirebilir.
Geri çağırma farklı bir işlem gerektirir
Diyelim ki şu cümleyi tekrar tekrar okuyorsunuz:
I have an appointment at three.
Her tekrar size appointment kelimesiyle bir karşılaşma daha sağlar.
Şimdi daha sonra şunu gördüğünüzü düşünün:
I have an ______ at three.
Bu kez eksik kelimeyi hafızadan geri çağırmanız gerekir.
Fark küçük görünebilir; ama zihinsel görev değişmiştir. Zaten mevcut olan bilgiyi sadece tanımak yerine, onu hafızadan yeniden kurmaya çalışırsınız.
Geri çağırma pratiğinin temel fikri budur.
Bilgi kartları bunu sağlayabilir; ancak geri çağırma pratiği mutlaka bilgi kartları anlamına gelmez. Bir kelimeye bakmadan önce onu hatırlamaya çalışmak, bir cümleyi tamamlamak, bir soruyu yanıtlamak, bir fikri öğrendiğiniz dile çevirmek ya da dünden bir ifadeyi hatırlamak da geri çağırma içerebilir.
Bu denemeleri zamana yaymak da yardımcı olabilir. Bir süre gecikmeden sonra başarıyla geri çağırdığınız bir kelime, tek oturuşta birkaç kez tekrar ettiğiniz bir kelimeden farklı koşullarda çalışılmış olur.
Her öğrenen, her kelime ve her hedef için işe yarayan tek bir mükemmel aralık yoktur. Ancak daha geniş ilke yararlıdır: Bazen cevaba bakmayı bırakıp onu kendinize geri getirtmek yardımcı olur.
Bir kelimeyi kullanmak, onu hatırlamaktan fazlasını gerektirir
Bir kelimeyi hatırlayabilmek, onu doğal biçimde kullanabilmekle yine de tam olarak aynı şey değildir.
Gerçek iletişim daha fazla karar gerektirir.
Demek istediğinizi en iyi hangi kelime ifade eder? Hangi dil bilgisel biçime ihtiyacınız var? Kelime kulağa fazla resmi ya da fazla gündelik mi geliyor? Normalde ardından hangi edat gelir? Hangi diğer kelimelerle doğal biçimde birleşir?
decision kelimesini düşünün.
Bir öğrenen kelimenin tam olarak ne anlama geldiğini bilebilir ve onu kolayca hatırlayabilir. Ancak doğal İngilizcede genellikle şöyle denir:
make a decision
şunun yerine:
do a decision
Zorluk artık decision kelimesinin kendisi değildir. Zorluk, kelimenin diğer kelimelerle nasıl davrandığını bilmektir.
Bu yüzden ifadeler, eşdizimler ve yinelenen diğer birleşimler dil öğreniminde çok önemlidir. Kelime bilgisi tek başına yaşamaz. Kelimeler pratik yararlarının büyük kısmını çevrelerindeki kalıplardan alır.
decision kelimesini öğrenmek yararlıdır.
make a decision, a difficult decision ve reach a decision ifadelerini öğrenmek ise bu bilgiyi kullanmayı kolaylaştırır.
Farklı bağlamlar bildiklerinizi derinleştirebilir
Tekrarlı karşılaşmalar, özellikle bir kelimenin biraz farklı işlevler üstlendiğini gösterdiğinde yararlıdır.
Bir kelimeyi hep tam olarak aynı cümlede görürseniz, o belirli örneği anlamakta çok iyi hale gelebilirsiniz. Onunla başka anlamlı bağlamlarda karşılaşmak daha fazlasını ortaya çıkarabilir.
Aynı kelimenin farklı bir dil bilgisel biçime sahip olabildiğini, farklı kelimelerle birlikte görünebildiğini ya da biraz farklı bir anlam taşıyabildiğini fark edebilirsiniz.
Örneğin issue bir soruna işaret edebilir:
We need to solve this issue.
Ama tartışılan bir konu anlamına da gelebilir:
This is an important political issue.
Başka bir bağlamda ise:
The company issued a statement.
Bu karşılaşmalar kelimenin daha esnek bir zihinsel temsilini yavaş yavaş oluşturur.
Bu, her yeni kelimeyi kullanmadan önce onlarca özenle seçilmiş örneğe ihtiyacınız olduğu anlamına gelmez. Daha fazla bağlam çeşitliliği de her durumda öğrenmeyi otomatik olarak daha iyi hale getirmez.
Daha basit ders şudur: Anlamlı çeşitlilik, bir kelimenin ezberlenmiş tek bir tanımın ötesinde gerçekte nasıl davrandığını keşfetmenize yardımcı olabilir.
Bir kelimenin “öğrenildiği” tek bir an yoktur
Dil öğrenme sistemleri çoğu zaman net kategorilere ihtiyaç duyar: yeni, öğreniliyor, tam öğrenildi.
Bunlar pratiği düzenlemek için yararlıdır.
İnsanın kelime bilgisi ise bu kadar düzenli değildir.
Bir kelime tanıdık olabilir ama hatırlaması kolay olmayabilir. Hatırlaması kolay olabilir ama telaffuzu zor olabilir. Onu bir ifadede güvenle kullanabilir, fakat daha az yaygın bir anlamını anlamayabilirsiniz. Bir zamanlar iyi bildiğiniz bir kelimeyi daha sonra yeniden hatırlamak için zamana ihtiyaç duyabilirsiniz.
Bu yüzden yalnızca şunu sormak yerine:
Bu kelimeyi biliyor muyum?
şunu sormak daha yararlı olabilir:
Bu kelimeyle hâlihazırda ne yapabiliyorum?
Onu tanıyabiliyor musunuz?
Çevirmeden anlayabiliyor musunuz?
İhtiyacınız olduğunda hatırlayabiliyor musunuz?
Doğal bir ifade içinde kullanabiliyor musunuz?
Konuşurken onu aramak için duraksamadan kullanabiliyor musunuz?
Bir kelime, bu boyutların birkaçında yavaş yavaş güçlenebilir.
Bu nedenle kelime öğrenmek, bir kutucuğu işaretlemekten çok, bir kelimeye erişimi daha zengin, daha hızlı ve daha güvenilir hale getirmeye benzer.
Bir kelimeyi aşinalıktan kullanıma taşımak
Her kelimenin izlemesi gereken tek bir sıra yoktur; ancak birkaç pratik türü birbirini tamamlayabilir.
Öncelikle kelimelerle anlamlı dil içinde karşılaşın. Okuma, dinleme, konuşmalar, videolar ve diğer gerçek ya da uyarlanmış içerikler kelime bilgisini bağlam içinde gösterir.
Bir kelime sizin için yararlıysa, yalnızca çevirisine değil daha fazlasına dikkat edin. Etrafındaki bir ifadeyi, sık birlikte kullanıldığı bir kelimeyi, telaffuzunu ya da cümlede nasıl kullanıldığını fark edin.
Daha sonra, cevaba hemen bakmadan onu hatırlamaya çalışın.
Sonra onunla tekrar karşılaşın.
Mümkün olduğunda da onu kendiniz kullanın — bir cümlede, kısa bir mesajda, bir alıştırmada ya da bir konuşmada.
Karşılaştığınız her kelimeyle bunların hepsini yapmanız gerekmez. Çoğu öğrenen, bilinçli olarak çalışması gerekenden çok daha fazla kelimeyle karşılaşır.
Önemli olan, farklı etkinliklerin bir kelimeyi bilmenin farklı yönlerini desteklemesidir.
Tekrarlı maruz kalma onu tanıdık hale getirebilir.
Geri çağırma, erişimi güçlendirebilir.
Farklı bağlamlar anlayışınızı genişletebilir.
Yazma ve konuşma sizi gerçek kullanıma yaklaştırabilir.
Vocafy bu süreçte nerede yer alır
Dil öğrenme etkinliklerinin birbirinden tamamen kopuk olmadığında daha yararlı olabilmesinin nedenlerinden biri budur.
Vocafy, farklı etkinlikleri ortak bir öğrenme hafızası üzerinden birbirine bağlar. Bir yerde kaydettiğiniz bir kelime veya ifade; tekrar, dinleme, telaffuz ya da konuşmaya geçtiğinizde öğrenme bağlamınızın parçası olarak kalabilir.
Amaç, sabit bir yol dayatmak ya da bir kelimenin bir anda sonsuza dek öğrenildiğini ilan etmek değildir. Amaç, bilginiz geliştikçe yararlı dil öğelerinin ileriye taşınmasını sağlamaktır.
Aşinalıktan kullanıma
Bugün bir kelimeyi tanıyıp yarın konuşmada kullanamıyorsanız, bu önceki öğrenmenizin boşa gittiği anlamına gelmez.
Onun hakkında zaten bir şeyler biliyorsunuz.
Bir sonraki adım yalnızca farklı türde bir karşılaşma ya da pratik gerektirebilir.
Zamanla kelimeleri tanımak kolaylaşabilir, onları hatırlamak kolaylaşabilir, anlamları zenginleşebilir ve daha fazla durumda kullanımları kolaylaşabilir.
Bir kelimeyi öğrenmek, bir kutucuğa tik atmaktan çok, onu ihtiyacınız olduğunda yavaş yavaş erişilebilir hale getirmeye benzer.