İzin
Birinin bunu yapmasına izin var mı?
Anlamı
İzin, bir eylemin yapılmasına izin verilip verilmediğini belirtir. Bir kişi izin verebilir; bir kural da eylemi serbest bırakabilir veya yasaklayabilir. Diller bunun için özel fiil biçimleri, küçük sözcükler veya ifadeler kullanır. Bazılarında izne özel bir biçim yoktur. Olanak ve olasılık, bir şeyin serbest olup olmadığıyla değil, mümkün olup olmadığıyla ilgilidir.
Nasıl fark edilir?
Bir kişinin veya kuralın eyleme izin verip vermediğine bak. Buradaki mesele, kişinin eylemi başarabilecek durumda olması değildir.
Ana dilinizde
Türkçede izin istemek veya vermek için yaygın olarak -(y)abil/-(y)ebil kullanılır. Aynı biçim yapabilme ve olasılık da bildirir. Bağlam ve soru biçimi, burada izinle ilgili bir anlam olduğunu gösterir. İzin vermek ifadesi de kullanılabilir. Yasak ise bir eyleme izin verilmediğini belirtir.
İçeri girebilir miyim?
-ebilir biçimi ile soru parçacığı, yani soruyu belirten ayrı yazılan mi, birlikte izin istemeye yarar.
Burada fotoğraf çekebilirsiniz.
Bu bağlamda fiil biçimi izin verir.
Burada park etmek yasak.
Öğrenilen dilinizde
İngilizcede günlük durumlarda can, daha resmî durumlarda may izin bildirir. Be allowed to, farklı zamanlarda izin olup olmadığını anlatır. Let ise izin veren kişiyi belirtir. Mustn't ve not be allowed to yasak bildirir; can't de izin verilmediğini anlatabilir.
Can I open the window?
Pencereyi açabilir miyim?
Can günlük bir konuşmada izin istemek için kullanılır.
You may use the computer.
Bilgisayarı kullanabilirsiniz.
May daha resmî bir biçimde izin verir.
We weren't allowed to take photos inside.
İçeride fotoğraf çekmemize izin verilmiyordu.
Bu ifade geçmişte geçerli olan bir yasağı anlatır.
Türkçede -abilir/-ebilir hem izin hem de yapabilme bildirdiği için İngilizcedeki can anlamını da bağlamdan ayırmak gerekir. Geçmişte geçerli olan bir izni veya kuralı anlatırken şimdiki can yerine çoğu zaman was/were allowed to kullanılır: *We can take photos yesterday. → We were allowed to take photos yesterday.